Hayatta boş oturarak televizyon falan izleyemem ben. Zaten evde sürekli kinetik bir enerjiye sahibim, hadi bişeyle uğraşmıyorum diyelim bu defa da televizyona bakarken elimde oyalanacak bişey bulurum. Bazen "ulan şöyle iki seksen uzan iki dakka" diyorum ama gönlüme söz geçmiyor napalım:)
İşte bahsettiğim gibi durumlara en iyi uğraş:
1-çarpı işi
2-crochet
Bu ara battaniye örmeye başladım. E malum rengarenk yapacaksın, var mı elinde üç-beş renk yumak. Biri o tarafa gider, biri bu tarafa, yok birbirine dolanırlar, yok kirlenirler. Bunun dedim olacağı yok sen buna uygun bir kutu ayarla. Evimin en nadide odası "hobi odam" da Allah ne verdiyse ıvır zıvırından bi kutu vardır elbet dedim, bu pasta kutusunu buldum. Önce kaplasam mı dedim, uygun renk bir kaplık bulamadım. En iyisi boyamak dedim ve sonuç bu.
Malzemeler bunlar.
Önce akrilik boya ile boyuyoruz kutuyu. İç kısmı hariç heryerini boyuyoruz.
Sonra delgeçle ne kadar delik açmak istiyorsanız o kadar delik açıyorsunuz. Deliklerin amacı içinde yumaklar varken dışarıya ipleri çıkarmak.
Üzerine süslemek için dantel ve kurdela yapıştırıyoruz. Ben bu tarz şeyleri yapışıtırırken stick yapıştırıcı kullanıyorum.
Yumakları doldurup, ipleri de çıkardığımızda işlem tamamdır. İyi crochetler:))
İlk pantolon dikişim, açılışı yaptım hayırlı uğurlu olsun:) Gözümde nasıl büyüyordu şu pantolon dikme işi. Gayet kolay olduğunu dikince anladım. Utu izli, kışlık güzel bir pantolon edinmiş oldum.
Bunun benzerini diktikten sonra mango da gördüm.
Geçen gün diktiğim siyah elbisenin kalıbından bu da.Bunu daha giymedim ama krem rengini daha çok sevdim açıkcası. İşyerinin gayet sıcak olmasından dolayı yazlık-kışlık kavramım yok ne yazık ki.
Bu arada hayat bir çocuğun şeker yemesinden aldığı zevk kadar basit mutluluklarla dolu olsun ki fazlasında hiç gözümüz olmasın.
Yaklaşık 30-40 yıllık mazisi olan üzüm toplama için kullanılan bu sepeti atıl vaziyette babannemin evinde buldum. Sağlamlığı ve eskiliği bende acayip cazibe yarattı ve fırat misali ben bundan bişey yaparım ki dedim aldım:)
Aslında boyamakta istiyordum ama instagrama fotografını koyduktan sonra gelen yorumlar ve maillerle orjinal halinin daha güzel olacağını söyleyenler oldu bende şuan için vazgeçtim. Ama hala gözüme batmıyor değil.
Herkesin evinde çeşitli boyutlarda birçok sepet vardır mutlaka. Dönem dönem yıkanır ve rengi atar, ya da sıkılırız değiştirmek isteriz. O sebeple nasıl yapıldığı konusunda fikir edinebilirsiniz bu post ile.
Öncelikle sepetimizin ağız çapı, taban çapı ve yüksekliğini(sepet boyu) ölçüyoruz. Bu ölçülerde ters kaltladığımız kumaşı kesiyoruz. Öncelikle boyunu dikip sonra tabanı dikerek taslağımızı elde ediyoruz. Kenarlarını çift katlayarak temiz dikiş yapıyoruz. Aynı kumaştan hazırladığımız biyeleri (kılıfı kollara bağlamak için kullanacağız) kılıfa dikiyoruz.
Ben organik cevizlerimizi koymayı tercih ettim. Aslında bu sepet bayadır bekliyordu. Patates-soğan koymak için başka bir şekil vardı aklımda ama cevizleri koyacak bi yer bulamayınca böyle oldu.
Bu da takım olması amacıyla kışlık kurularımı koymak için yaptığım "keten torba".
Evin içi gibi kapı önünü de çok önemsiyorum. Orası da süslü püslü, renkli olsun, eve gelince şöyle ruhumu girişte güzelleştirsin. Dönem dönem kapıdaki süslerimi değiştiririm bu yüzden.
Her zaman pembeyi çok severima ama bu ara fena taktım. Beyaz fuşya kombini beni her şekilde mutlu edebilir.
Malzemeler basit:
-asma çelenk
-ince kurdela
-telli kurdela
-ip
-kristal taş
İpe geçirdiğimiz kristal taşları çelengin aralarından geçiriyoruz.
Telli kurdela ile büyük bir fiyonk yapıyoruz. Silikon yardımıyla yapıştırıyoruz.
Uzun zamandır post girmemem demek, bişey dikemdiğim anlamına da gelmiyor tabi. Listemdeki bazı parçaları dikmeye çalışıyorum. İş hayatımdan dolayı kalem etekleri çok kullanıyorum ve seviyorum.
Yine kalıpsiz bir kalem etek. Diğer eteğimi kumaşın üzerine koyarak(pens kısmını da hesap ederek) kumaşımı biçtim. Önce önde ve arkada ikişer tane olmak üzere 4 pensi diktim. Sonra yan dikişler ve gizli fermuar. Etek ucunu da paça telası ile kapattım, dikiş görüntüsü istemediğim için. Son zamanların favori deseni "kaz ayağı" kalem etek formunda karşınızda.
İki arada bir derede dedikleri kesinlikle budur işte. Akşam Beren'i uyutup, bugünün yemeğini yaptıktan sonra siparişleri hazırlamaya koyulacakken, uzun zamandır aklımda olan payet cep-mini dıy proje- yapma işine giriştim. Ben kesinlikle günü 19 saat yaşayanlardanım. 5 saat uyuduğum için ve bu 19 saat içinde yapacak hep bişeyler bulduğum için.
İhtiyacımız olan sadece:
1-İstediğimiz renk tişört,
2-Payet,
3-Kumaş yapıştırıcı,
4-İğne iplik ve makas
Öncelikle cep için bir kalıp çıkarıp payetti o kalıba göre kestim. Kumaş yapıştırıcı ile göğüs kısmına yapıştırıp, kenarlarından el dikişi ile diktim. Sadece dikmek te yeterli olabilir ama işimi garantiye almak adına aynı zamanda yapıştırdım da.
Boşladığım, hiçbir zaman tamamiyle kafamı veremediğim bloguma yazma şevkiyle geri döndüm. Blog yazmak, hislerini, düşüncelerini, hayatından kesitleri binlere belki ülkenin başka bir köşesine duyurmak çok başka bişeymiş. Yazmak kadar okumayıda seviyorum ben. Ayrıca bi açıdan insaoğlunun meraklı yönü bence blog okumak. Ne yapmış, ne etmiş, ne düşünmüş, ne yemiş, ne içmiş sanane elalemin günlüğünden dimi? Yok öyle değil fıtratımızda var bizim. Ben şahsen merakla okuyorum blogları. İyi de bir blog okuyucusuyum yani:)
Bana güzel şeyler kazandırdı bu blog. Son olarakta hayatımda unutmayacağım güzel bir anı. Bazı blogcu arkadaşlarımızın da katıldığı Trt1 Eline Sağlık programına katıldım geçen hafta. Bir heyecanlı, bir soğukkanlı bir program geçirdim. Çok zevk aldım, çok değişik bir tecrübe kazandım.
Program sonunda çıkan ürünler.
Yemek tatmak için beklerken:)
Köle İsaura gibi çalıştırdılar beni:D
Çok beğenilen notluk.
Ve ben gerçekten bu kadar kilolu değilim valla:) Biraz fazlalığım var ama biraz:))
İzlemeyenler için:
http://trt1studyosu.web.tv/video/pd4sbczyury