Akşam diktim sabah giydim bir parça oldu kendisi. Kumaşı geçen hafta almıştım. Kalın penye kumaş. Yarım saatte biçtim ve diktim. Likralı olduğu için fermuarsız bir kalem etek oldu kendisi. Rengini ve desenini çok sevdim. Yazında kışında rahatlıkla kullanabileceğim bir model oldu.
Kalıp olarak bir kalem eteğimi kullandım. Kumaşın uzerine koyarak, dikiş payını hesaplayarak biçtim. Bel kısmına da pervaz yaptım.
Ve nihayetinde bitti. İlk diktiğim kaban oldu kendisi. Siyah kaşe kumaştan dikildi. Aralık 2012 104 numaralı model. Orjinalinde apoletler var ve ilik açılmış. Ben apoletleri yapmadım, ilik yerine de çıtçıt kullandım.
Hakim yakayı erkek yakadan daha çok seviyorum ben. Onun için bu modelde en çok hoşuma giden yakası oldu.
İç astar olarak beyaz siyah tercih ettim.
Birkaç bilgisayar çıktısı, bir çerçeve ve sonuç. Aklımda daha başka bir fikir vardı ama tamamen spontane gelişti bu iş. Sonucu beğendim ama.
Blogta bir sessizlik hakim. Bu boşluktan değil, elimdeki işin uzamasından malesef. Manto dikiyorum bu ara. Ne yalan söyliyeyim geçen sene bu zamanlar hatırlıyorum manto diken blogger arkadaşlarıma bakınca, benim için mucize gibi geliyordu. Aradan geçen süre zarfında kendimi iyi geliştirmişim doğrusu.
Manto bitmek üzere. Astarından pek memnun kalmadım sanırım bugün o değişecek. Düğmelerde dikildimi bitmiştir. Aslında gözüm hep mantolara, parkalara kayıyor ama bu elimde çok süründüğü için bu ara başka işler peşindeyim. Yine de bana belli olmaz. Şimdi yazarken buldum galiba: "Anladım ki ben son dakika insanıyım":)
Tüvit ceket son dönemlerin modası. Dikimi zor değil. Yumuşak bir kumaş olduğundan kolay dikiliyor. Biraz kalın oluşu zorladı bazen. Ayrıca şunuda belirtmeliyim ki çok çabuk dikişi açılan bir kumaş türü.
İlk evlendiğimizde yatak odamız için aldığımız bu abajurun birisi taşınırken böyle ezilince bende kumaşla kaplamaya karar verdim. Koltuklarıma ve salonuma uygun olması açısından bej rengi tercih ettim.
Kumaşı abajurun ölçülerinde kestim. Prit yapıştırıcılar bunun için yeterli oluyor. Yapıştırıcıyı kumaşa sürerek, abajura yapıştırdım. Alt ve üste kalan kumaşları çentikler atarak, arkaya doğru onları da yapıştırdım. O düzensiz görüntü gitsin diye kurdela ile çevirdim.
Işıklı hali.
Işıksız hali.
Soluk yeşil, yünlü ve biraz esnek bir kumaştan yarım saatte dikilen kalem etek. Kalıpsız, başka bir kalem eteğimi kumaşın üzerine koyarak biçtim. Öne ve arkaya ikişer pens atıp, yandan fermuarlı yaptım. Fermuarı kalın dişli, özellikle görünsün istediğim için. Etek ucunu elimde bastım. Bu ara kendisini beğenerek giyiyorum.
Benim sorunum kalıp çıkarmak galiba. Kalıbı çıkardığımda aklımda ne kadar o kalıpla ilgili proje varsa hayata geçiveriyor. Ne zamandır böyle bişey vardı aklımda, peplum kalıbı çıkarınca hemen biçip dikiverdim.
Deri malum sezonun öenmli parçalarından. Pepluma da çok yakıştırıyorum. Siyahta vazgeçilmez bi renk. Üçü bi arada oldu resmen.
Şu ekranlarda izlediğimiz moda programları varya, oradakiler gibi kendi kendime sorup cevaplıyorum:
---Efendim bunu nerde giyebilirsiniz?
---Hıı, ben bunu arkadaşlarla bir yerde bişeyler içmeye giderken, bi akşam yemeğinde, bi partide giyebilirim. :P
Aslında altına bir siyah kalem etek hoop iş kadını, bi siyah tayt hoop parti kızı, uzun balık etek davet düğün orgaznizasyonlarında giyilebilecek joker bir parça oldu.
Bu şal desenli kumaştanda gömlek yapasım var. Beren izin verdiği sürece tabi.
Triko jarse kumaştan peplum bluzum bitti ve nihayet 3 yıl sonra gidebildiğim sinema maceramda giydim. Bir ergen gibi 4 yıldır Twilight Saga serisini takip ediyorum. Hatta filmlerini takip etmekle kalmayıp kitaplarını da okudugum doğrudur. Serinin son filmi "Breaking Dawn-Part Two" izlemesem olmazdı. Nihayetinde gittim ve beğendim.
Kumaşın desenini çok beğendim ben, tam kış günlerine uygun. Peplumda son zamanlarının favorisi zaten, ikisi bi arada tadından yenmez bi bluz oldu bana:)
İlk peplum deneyimim olduğu için zorlanır mıyım acaba dedim ama beklediğim gibi olmadı. Hatta tam anlamıyla otursam 1 saatte dikiş işlemi bitirilebilir bile.
Triko jarse kumaşta çok kolay bir kumaşmış meğer. Tüylenmez, saçaklanmaz, kolay dikilir bi kumaş. Aklımda bi tayt modeli var bu kumaştan bakalım.
Bu da şu an ki dikilen;
Uzun zamandır peplum bluz dikmek istiyordum ama bir türlü fırsat bulamamıştım. Neyse sonunda kış günlerine uygun, geyikli triko jarse kumaştan bir peplumum oldu(olacak). Tek kollarını takmak kaldı. Elimde bir metre vardı bu kumaştan ve ucu ucuna yetti diyebilirim.
Model hemen hemen çoğu arkadaşın diktiği ağustos 12 burdasında, 113 numaralı kalıp. Jarse olduğu için 36 beden cuk diye oturdu.
Meleğimde eşimden erken gelen yılbaşı hediyem daha doğrusu hediyelerimin başlangıcıymış:))
Ben bu resmi çok sevdim. En sevdiğim renkler birarada olduğu için galiba.
Bu da ufaktan bir DIY projesi. Hani atıklarımızı atmıyoruz ya, bende işyerinde bulduğum postit paketi ve morhiponun mor kağıdıyla öylesine bi kalemlik çıkardım ortaya.
Geçen hafta evimize gelen misafirlerimizi karşılasın diye bu sevimli kediyi aldım paşabahçeden. Mor bordo arası bi renk olan ceketi H&M den aldım. Kendisi 36 beden olup, blazer bir cekettir. Kumaşlarda aklımdaki bazı projeler için. Hatta pembe pötikareden pijama dikildi bile. Ve sevdiğim danteller için cam kavanoz. Reçellikler kadar küçük değil boyutu.
Pötikareli pijamayı 20 dakikada dikmiş olabilirim. Artık Beren hiç rahat vermediği için çok hızlı çalışmam gerekiyor. Haftasonu yorgunluğumdan geriye kalanlar; bira cips ve keyif.
Son dikilen parça. Aslında çok keyifli dikiş benim için ama çalıştığım için hem iş kadınlığı hem ev kadınlığı hem annelik derken şahsına kalan zaman ne kadarsa o kadar kısa süreye ne bulursan sığdırmaya çalışıyorsun (çalışan anneler beni çok iyi anlayacaktır). Onun için de kafandaki işlerin hemen olup bitmesini istiyor insan. Kafamda bi dünya iş var. Sürekli düşüncelerdeyim. Hatta o kadar abartıyorum ki düşünme işini, yanımdan geleni geçeni bile göremez oluyorum bazen. Bazı şeyleri aklıma çiziyorum, bazılarını kağıda; aklımda kes kopyala onu oraya yapıştır falan yapıyorum. Demem o ki işler çabuk bitsin diye bazen yapıp geçiveriyorum ama bu defa temiz çalıştım.
Kalıpsız ve çok kolay dikilebilen bi etek oldu. Aslında kendi kumaşından kemer yapıp, fermuar takacaktım ama dedim ya işin kolayına kaçtım diye, siyah kalın lastiği dikiverdim hemencecik.
Bu da bu eteğimin aklıma gelen ilk kombini oldu.
Gömlek bitti bitecek. Düğmeleri kaldı dikilecek. Tahta makaralardan da ne zamandır arıyordum. Yılların astarcısında buldum.
Neon bilekliklerden bi tane daha yaptım. Kabul ediyorum bu bilekliklerden abarttım sanırım. Bir çoğunu hediye ettim zaten.
Bunu da çok sevdim ben.
Burdanın Şubat 2012 sayısından 102 numaralı model. Dergideki model çok farklı tabi. Bu iki kumaşı kumaşçıda gördüğümde kafamda bu ceket belirdi. Hani böyle ampul yanarya başının üstünde, heh işte aynı öyle ampuller yandı, model belirlendi ve dikildi.
Ceket: ben diktim
Tişört:stradivarius
Pantolon: fabrika
Ayyakkabı: stradivarius
Kolye: ben yaptım
Küpe ve yüzükler izmir caddesinden