Sıcakların çıldırmasıyla birlikte biz insanoğlu olarak, aynı oranda çıldırma aşamasıydayız. Çalışmanın zulüm gibi geldiği şu günlere azcık renk katsın diye -ki hiç renkli giyinmem(!)- rengini pek sevdiğim maksi elbisemi bitirdim. Efil efil denilecek tarzda, rahat, renkli güzel bir elbise oldu. Kalıp çıkarmadım. Bir tişörtümü kalıp olarak kullandım.
Elbise: Ben diktim
Ayakkabı: charles&keıth
Bileklik: forewer new
Ortaokul yıllarında crochet ve etamin çalışmaları yapardım. Hatta 5-6 yaşlarında iğne iplik kullanıp çoraplardan bebeğime elbise dikerdim. Hep içimde bişeyler üretme çabası varmış anlaşılan:)
Uzun yıllardır yapmıyordum ama pinterestte ağız sulandırıcı modelleri görünce kayıtsız kalamadım. Benimki acemi işi olanlardan, en basiti:) Battaniye yapayım, kışın şöyle sıcacık örtünürüm fikriyle yola çıkarak yaklaşık 30x30 mini bir kırlent oldu:)) Hayırlısı diyelim;)
Son zamanlarda dikilenler:
1-Maksi elbise
2-Renkli retro bluz
3-bir dıy projesi, yırtık jean
Kumaş çekilişini 25. Sırada yorum bırakmış olan, "beyza nur" kazandı. Benimle iletişime geçersen sevinirim. Güzel günlerde kullan.
Bir dikiş blogunuz varsa ya da dikiş dikiyorsanız en sevdiğiniz şeyin ne olduğunu söyleyeyim mi: kumaş almak tabiki:))) Bende dikiş sıklığımın üç katı kadar hızlılıkta kumaş alışverişi yapıyorum. Ya aklımda bi model oluyor ya da bir kumaşı görünce aklımda bir lamba yanıyor. Bende benim gibi kumaşlara kolay ulaşamayanlar için ya da bu kumaşları çok beğenip sahip olmak isteyenler için bir kumaş çekilişi yapmaya karar verdim.
Şartlar şöyle:
1-Blogumun takipçisi olmanız,
2-Kendi blogunuz, instagram, twitter vs. sayfanızda paylaşmanız(bir tanesi yeterli)
3-Paylaştığınıza dair bu postun altına yorum bırakmanız.
Not: Her katılımcının 1 hakkı vardır ve çekiliş 18 haziran günü sona erecektir.
Beren için diktiğim çizgili, kalp aplikeli elbise. Kotondan aldığım elbisesini kalıp olarak kullandım. Yakasına biye geçirdim.
Bu elbiseyi dikerken Beren'e dedim ki: sana elbise dikeceğim, kesin çok beğeneceksin. Nerden söyledim. Dikene kadar her dakka sordu, "anne bitti mi?" diye:)) sayesinde yarım saatlik işim, bi saatte bitti:)
Yine mi kalem etek?:) aslında suç tamamen kumaşların. Kumaşçıda dolanırken beğendiğim bir kumaşı görünce o an modeline karar veriyorum, sonradan değil yani.
Boyu diğer yaptıklarıma göre daha uzun, midi boy. Kalıpsız, önünde ve arkasında olmak üzere ikişer pensi var. Yandan fermuarlı. Etek ucu ve belini paça telası ile yapıştırmak kaldı sadece.
Sadece 60 cm kumaştan, bir biye ve bir düğmeden meydana gelen retro bluz. Bi önceki yazımda söylediğim gibi bu kalıp çok iyi haberiniz olsun. Artık temel kalıbım bu oldu.
Hayat sadece dikişten ibaret değil tabi. Yaş ilerledikçe hayat daha bi tatlı geliyor, daha bi kendimi tanıyorum. 30'lu yaşlar bence içselleşme yaşları. İçime dönüyorum. Sanki bu yolculukta öyle şeyler öğreniyorum ki etrafımdakileri de daha net anlıyorum. Bu ara böyle kafamın içinde kendi kendime konuşuyorum işte.
Hayatın formülü hep verilmiştir ya bende kendi mutluluk formülümü vereyim. "Kalbinizi ve aklınızı tüm olumsuzluklardan arındırın, küçük şeylerle mutlu olun" bu kadar. Nefes aldığınız sürece mutluluk dibinizde...
Alışveriş yapıyorsam eğer, oldum olası hiç uyumlu şeyler almam. Eve geldiğimde birbirine uydurmak için bişeyler ararım. Bulurum da ama. Her telden varsa evde, bulunur doğal olarak:)
Yalnız son zamanlarda durum biraz farklı. Ya elim pembelere, ya mint yeşiline ya da pudra renklere gidiyor. Bunlarda son aldıklarım.
1-triko/koton
2-çanta/koton
3-kolye/forever new
4-küpe/forever new
5-slip-on/h&m
Yıldırım gibi dikişe döndüm diyebilirim. Haftasonunu 3 parça dikerek tamamladım. Bunlardan ilki gri renkli penye maksi etek. Belinde kalın lastiğiyle dikilecek en kolay parça. Bir iki sezonun hitlerinden maksi etekler. Bende kolay dikilmesi ve rahat giyimi nedeniyle tercihlerimin üst sıralarına alıyorum kendilerini.
Bu harika çiçekler "papaver somniferum" bitkisinin çiçekleri. Bildiğiniz haşhaş yani. Latince adını yazdım, sanki o görüntüsünde ki ağırlığını o karşılıyordu sadece. Yine bir haftasonu gezisiydi. Bu defa yolumuz Ege'ye düştü. Uşak ve çevresi buralar.
Elimde dikişte değil bu aralar. Aklımdakileri hayata geçirmek için ilham gelmesini bekliyorum. Hoş ilham gelse de seyehatten kendimi alırsam dikeceğim.
Herkes yaz ayları gelsin de tatil yapalım diye bakar, bende bahar ayı tatillerine bayılırım. İlkbahar favorim, sonbahar ise benim için ikinci sırada gelir. Sonra yaz, sonra da kış. İlkbaharın o tatlı serinliği, canlanan doğa, açan kır çiçekleri, en canlı renkler, mutluluk hormonunun artışı, kıştan usanmışlığın tazelenişi...
Bu yılı ve hatta bundan sonraki yılları kendime "seyahat yıllları" olarak ilan ediyorum. Gezip görmek istediğim, fotoğraflamak istediğim, hem aklımda hem de bilgisayarımda arşivlemek istediğim öyle çok yer var ki. Bir de Beren çok gezsin, çok öğrensin istiyorum. Sadece okumakla olmuyor bazı şeyler.
4 yıldır gitmediğimiz Çamlıyayla'ya gittik geçen haftalarda. Baharda gitmekle ne kadar doğru bir karar verdiğimizi gidince anladım. Mis gibi çam havası, daha kimse gelmediği için bakir bahçeleri ve doğası. Anlatırken bile temiz hava çekiyor gibiyim:))
Beren'in hiç böcekmiş, hayvanmış korkusu yok. Gerçi karanlık hariç korkusu yok. Karanlıktan korkmayı da okulda öğrenmiş, sanırım arkadaşları ile birbirlerini korkutuyorlar. Bazen sinek yakalar, zavallı sinekte elinde bacaklarını sallar durur:) öldürmemesi gerektiğini de bilir, bir süre tuttuktan sonra elinden bırakır.
Tavsiyem bu mis gibi havaları değerlendirin, yazın kuraklığı gelmeden.